Kategori arşivi Ortopedik Fizik Tedavi

Ağrınızı azaltmak için evde yapabilecekleriniz

Viafiz Evde Fizik Tedavi ekibi olarak ağrısı olan bireylerin hızlıca faydalanıp bir nebze de olsa ağrılarını azaltabilmeleri için bir makale hazırladık. Ani başlayan, ısrarlı ve şiddetli ağrılarınız için mutlaka bir doktora danışmanız gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Neden ağrım var?

Ağrı vücudun doğal bir geri bildirim mekanizmasıdır. Vücudumuz bir sorun yaşadığında bunu bize bildirmek için ağrı hissini kullanır. Bazen düşme, burkulma, zorlanma gibi bir travma kökenli sebeplerle; bazense zaman içinde geliştirdiğimiz bel fıtığı, fibromiyalji gibi rahatsızlıklar yüzünden ağrı çekebiliriz.

Ne zaman doktora gitmeliyim?

Aşağıdaki belirtileri yaşadığınızda vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurmalısız:

  • Ani, çok şiddetli ve “hayatımda hissettiğim en kötü ağrı” olarak tanımladığınız ağrı.
  • Ağrıyla birlikte ateş, bulantı/kusma, nefes darlığı veya bilinç bulanıklığı görülmesi.
  • Bir travma sonrası (düşme, kaza) oluşan ağrı.
  • Ağrının birkaç gün içinde geçmemesi veya şiddetlenmesi.
  • Bacakta/ayette uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük hissi.
  • Gece uykudan uyandıran ağrı.

Evde ağrı kesici kullanma rehberi

Ağrıyı dindirmek için hızlı seçeneklerden biri ağrı kesici kullanımıdır. Doğru ağrı kesici kullanımı geçici olarak rahatlamanızı sağlayabilir. Karın / batın ağrıları için kesinlikle ağrı kesici kullanmamalısınız. Ciddi semptomların maskelenmesine sebep olabilir.

Parasetamol (Parol, Vermidon vb.)

Hafif – orta şiddetli ağrılar (baş, kas, eklem, adet ağrısı) için kullanılabilir. Ateş düşürücü etkisi vardır. Mideyi tahriş etmez. Günlük maksimum doz: 4000 mg yani genelde 500 mg tabletlerden en fazla 8 adet alınabilir. Karaciğer hastalığınız varsa olanlarda dikkatli kullanmalısnız. Alkolle birlikte kesinlikle alınmamalı. Parasetamol kullanmadan önce mutlaka prospektüsü okumalısınız.

NSAİİ’ler (Advil, Majezik, Apranax, Voltaren vb.)

Diş, eklem, kas-iskelet ağrıları, adet sancısı gibi durumlarda kullanılabilir. İltihaplı ağrılarda parasetamolden daha etkilidir. Mide tahrişi, ülser, böbrek zorlanması, tansiyon artışı gibi ciddi yan etkileri olabilir. Mutlaka yemekle veya tok karnına alınmalı. Mide ülseri, böbrek sorunları, kalp-damar hastalığı olanlarda doktor önerisi olmadan kesinlikle kullanılmamalı.

Aspirin

Ağrı ve ateş için artık çok tercih edilmiyor. Daha çok düşük dozda kan sulandırıcı olarak kullanılır. Reye sendromu riski sebebiyle çocuklarda kesinlikle verilmez.

İlaçların çocuk dozlamaları farklıdır. Doktorunuza danışmadan kesinlikle çocuklar için ilaç kullanmamalısınız.

Evde İlaçsız Ağrı Kesici Yöntemler

Soğuk Uygulama (Soğuk Kompres, Buz)

Ne Zaman Kullanılır?

Ani burkulmalar, incinmeler, eklem şişlikleri ve iltihaplı ağrılarda (örneğin diş ağrısı veya gut atağı).

Nasıl Yapılır? 

Bir buz torbasını (veya buz küplerini bir havluya sarın) ağrıyan bölgeye 15-20 dakika boyunca uygulayın. Cilde direkt temas ettirmeyin, birkaç kat havlu üzerinden uygulayın. Soğuk yanığı oluşturmaktan kaçının. Günde birkaç kez tekrarlayın.

Nasıl Etki Eder? 

Soğuk, kan damarlarını daraltarak şişliği ve iltihabı azaltır, aynı zamanda ağrı sinyallerini geçici olarak bloke eder.

Sıcak Uygulama (Sıcak Kompres, Hotpack)

Ne Zaman Kullanılır?

Kas spazmları, tutulmalar, kronik eklem ağrıları (özellikle sırt ve boyun) ve adet kramplarında.

Nasıl Yapılır? 

Sıcak su torbası, ısıtılmış havlu veya sıcak bir duş kullanabilirsiniz. 15-20 dakika uygulama yeterlidir. Sıcak su torbası gibi bir şey kullanırken su sıcaklığına dikkat edin ve yanıklardan korunmak için bir kaç kat havlu üzerinden uygulama yapın.

Nasıl Etki Eder?

Sıcak, kan akışını artırarak kasları gevşetir ve esnekliği artırır.

Germe ve Egzersiz

Uzun süre hareketsiz kalmak ağrıyı artırabilir. Yavaş tempolu yürüyüş, yoga, pilates veya fizyoterapist tarafından önerilen egzersizler (örneğin bel-boyun egzersizleri) ağrıyı azaltabilir.

Kısa Yürüyüşler: Eklem ağrılarında, eklemi tamamen hareketsiz bırakmak yerine kısa ve yavaş yürüyüşler yapmak eklem sıvısının hareketini sağlar ve tutukluğu giderir.

Hafif Germe Egzersizleri: Özellikle boyun, sırt ve bel ağrılarında, nazikçe yapılan germe hareketleri kas gerginliğini azaltabilir. Ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçının.

Dinlenme: Ancak, akut bir yaralanma sonrası (burkulma, incinme) ağrıyan bölgeyi 24-48 saat dinlendirmek önemlidir.

Zihin-Beden Teknikleri

Ağrı fiziksel olduğu kadar zihinsel de deneyimlenir. Stres ve gerginlik ağrıyı daha da kötüleştirebilir.

Yönlendirilmiş Hayal Gücü: Sizi huzurlu bir yere götüren (örneğin bir sahil veya orman) ses kayıtlarını dinlemek, zihninizi ağrıdan uzaklaştırabilir.

Derin Nefes Egzersizleri: Sakin bir yere oturun, gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan yavaşça ve derin bir nefes alın (4’e kadar sayın), nefesinizi tutun (4’e kadar sayın) ve ağzınızdan yavaşça verin (6’ya kadar sayın). Bunu 5-10 dakika tekrarlayın. Bu, vücudun gevşeme tepkisini tetikler.

Meditasyon ve Mindfulness: Ağrıyı olduğu gibi kabul etmeyi ve onunla mücadele etmektense onu gözlemlemeyi öğreten bu teknikler, ağrıya verilen duygusal tepkiyi azaltabilir. Günlük 10-15 dakikalık meditasyon seansları büyük fark yaratabilir.

Bitkisel Destekler ve Bitkisel Çaylar

Zencefil ve Zerdeçal Çayı: Antienflamatuar özelliği ile kas ve eklem ağrılarına iyi gelir. Sıcak suyun içine bir çay kaşığı toz zencefil ile bir tatlı kaşığı toz zerdeçalı ekleyip karıştırarak ağrı kesici bir çay hazırlamış olursunuz.

Zencefilin ağrı kesici etkisi için kaynak makale: Pubmed
Zerdeçalın ağrı kesici etkisi için kaynak makale: Pubmed

Papatya Çayı: Sakinleştirici etkisi ile gerginliğe bağlı baş ağrılarını hafifletebilir.

Nane Yağı: Şakaklara ve alna seyreltilmiş nane yağı ile yapılan masaj, gerilim tipi baş ağrılarını hafifletmede etkilidir.

Dikkat: Bitkisel ürünleri kullanmadan önce, özellikle hamileyseniz, kronik bir rahatsızlığınız varsa veya düzenli ilaç kullanıyorsanız mutlaka doktorunuza danışın.

Masaj

Kendi kendinize veya bir sevdiğinizden rica edeceğiniz nazik masaj ve ovamalar ağrıyı kontol etmenizde yardımcı olabilir. Ortopedik ağrılarda bu masaj ve ovalamaları nazik ve hafif şiddette yapmaya özen gösterin.

Evde Fizik Tedavi

Ağrıyı azaltmak için sıcak-soğuk uygulama, masaj, egzersiz veya ağrı kesici ilaçlar gibi birçok yöntem evde uygulanabiliyor. Ancak bu çözümler çoğu zaman sadece geçici rahatlama sağlar. Ağrının kaynağına inmek ve kalıcı bir iyileşme sağlamak için profesyonel destek gerekir.

Evde fizik tedavi, uzman fizyoterapist eşliğinde size özel egzersiz programları, manuel terapi teknikleri ve doğru postür eğitimleriyle ağrınızı güvenli şekilde azaltmayı hedefler. Böylece hem günlük yaşamda hareket özgürlüğünüzü geri kazanır hem de ağrının tekrar etmesini önleyebilirsiniz.

👉 Siz de evde profesyonel fizik tedavi hizmeti alarak, ağrılarınızdan kurtulmak ve yaşam kalitenizi artırmak için ilk adımı atabilirsiniz. İletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz!

8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü: 2025

Bugün her yıl 8 Eylül’de kutlanan Dünya Fizyoterapi Günü. Fizyoterapistlerin toplum sağlığına yaptığı katkıyı kutlamak ve toplumu hareketin önemi konusunda bilinçlendirmek için güzel bir organizasyon. Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu (World Physiotherapy) tarafından belirlenen 2025 yılı teması, küresel nüfusun hızla yaşlanması nedeniyle “Sağlıklı Yaşlanma ve Fizyoterapi” olarak belirlendi.

Biz de yakın zamanda bu konuyla ilgili çok güzel bir rehber hazırlamıştık, mutlaka okuyun: Sağlıklı yaşlanma rehberi.

Bu tema, sadece yaşlı nüfusa değil, her yaştan bireye hitap eden önemli bir mesaj taşıyor. “Sağlıklı yaşlanma” kavramı, ileri yaşlarda sadece hastalıklardan uzak olmayı değil, fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak aktif, bağımsız ve yüksek bir yaşam kalitesini sürdürebilmeyi ifade ediyor.

Fizyoterapistlerin yaşlılıkta rolü

  1. Hareketliliğin ve Bağımsızlığın Korunması: Fizyoterapistler, yaşla birlikte ortaya çıkabilecek kas güçsüzlüğü, denge kaybı ve eklem kısıtlılıklarına karşı kişiye özel egzersiz programları planlayarak bireylerin günlük yaşam aktivitelerini bağımsız sürdürebilmelerine olanak tanır.
  2. Kronik Hastalıklarla Mücadele: Osteoartrit, osteoporoz, diyabet ve kalp hastalıkları gibi yaşlanmayla daha sık görülen kronik durumların yönetiminde egzersiz, tedavinin temel taşıdır. Fizyoterapistler, bu hastalıklara yönelik güvenli ve etkili egzersiz reçeteleri sunar.
  3. Düşmelerin Önlenmesi: Düşmeler, yaşlı bireylerde ciddi yaralanmalara neden olabilir. Fizyoterapistler, denge eğitimi, güçlendirme egzersizleri ve ev güvenliği değerlendirmeleri ile düşme riskini önemli ölçüde azaltır.
  4. Ağrı Yönetimi: Yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görülen ağrıyı yönetmek ve azaltmak için manuel terapi, tedavi edici egzersizler ve eğitim gibi yaklaşımlarla yaşam konforunu artırırlar.

2025 Temasının Mesajı:

2025 Dünya Fizyoterapi Günü’nün bize hatırlatacağı en önemli şey, sağlıklı yaşlanmanın hayatın erken dönemlerinde başlayan bir yatırım olduğudur. Hareketsiz bir yaşam tarzının sonuçları ileri yaşlarda ortaya çıkar. Bu nedenle fizyoterapistler, sadece tedavi eden değil, aynı zamanda sağlığı geliştiren ve koruyan sağlık profesyonelleri olarak toplumun her kesimine rehberlik eder.

Çene Ağrısı ve Temporomandibular Eklem Disfonksiyonlarında Evde Fizik Tedavi Yaklaşımları

Günlük yaşamda işlerimizi yapmamızı zaman zaman engelleyebilen bir durumdur ağrı hissetmek. Özellikle stresli durumlarda, zor işler yaparken veya odaklanmışken bu his tetiklenebilir veya artabilir. Ağrıyı etkileyen faktörler birbiriyle etkileşime girer ve içinden çıkması zor bir durum olabilir. Bazen de kişi, durmaksızın da olsa belirli bir miktarda ağrı hissetmenin normal olduğunu ve bu durumun profesyonel destek almak için yeterli bir sebep olmadığını düşünebilir. Bu yazımızda ağrıdan çok kısa bahsedip, çene ekleminde hissedilen ağrı, çene ağrısının olası sebepleri, temporomandibular eklem disfonksiyonları ve çene ağrısına yönelik yapılan fizik tedavi yaklaşımları hakkında bilgilendirme yapacağız.

Ağrı

Ağrı vücudun bir alarm sistemidir. Bedenimizi koruyabilmek için hissederiz temel olarak. Anlık olaylara da tepki olarak hissedebiliriz (elimizin yanması gibi) ya da uzun süreli vücudumuza binen yüklere karşı da olabilir. Çeşitli sebeplerle uzun dönem ağrıya maruz kaldığımız zaman sinir sistemimiz hassaslaşabilir ve normal fonksiyonlarını yerine getirmekte zorlanabilir (uyku haline geçebilmek ya da sürdürebilmek gibi). Ağrı çeşitli sebeplerle ortaya çıkabildiği için detaylı olarak değerlendirilmesi ve altında yatan sebep için bir tedavi yaklaşımı tercih edilmesi gerekir.

Çene eklemi

Çene eklemi vücudun diğer eklemlerinden oldukça farklıdır. Konuşma ve çiğneme gibi işlevleri gerçekleştirebilmesi için hareket aralığı geniştir. Çene eklemine temporomandibular eklem de denir.

Eklemin özelliklerine bakacak olursak hem menteşe gibi hareket edebilen hem kayma hareketi yapabilen (rotasyon ve translasyon hareketleri), eklem sıvısı içeren ve eklem diski bulunan bir eklemdir. Alt çene kemiğinin kondili ile şakak kemiğinin eklem çukuru ve eklem çıkıntısı arasında, kulağın hemen önünde bulunur. Ligamentler ile eklemin hareketi sınırlanır ve ligamentler, kondilin hareketini sınırlayarak disk ile beraber hareket etmesini sağlar. Ayrıca ligamentler eklemin hareket ve pozisyonu ile ilgili bilgi iletişimine yardımcı olurlar (damar ve sinir yapısına sahiptirler). Eklem kıkırdağının yapısı bol lifli bağ dokusundan oluşur.

Eklemin hareketleri;

  • Açma ve kapama (depresyon, elevasyon)
  • Öne ve arkaya kaydırma (protrüzyon, retrüzyon)
  • Yanlara hareket (lateral deviasyon)

Temporomandibular eklem çene hareketleri için bir pivot noktasıdır, ancak hareketin kalitesine çevresindeki kas yapıları, dental arklar, hiyoid kemiğin yerleşimi, hiyoid kemiğini kürek kemiği ve sternuma bağlayan yapılar ve bu yapıları da boyun kaslarına bağlayan yapılar da etki eder.

Çene ağrısı olası sebepleri

  • Temporomandibular eklem disfonksiyonları
  • Temporomandibular eklemde maydana gelen dejeneratif değişiklikler
  • Ağız kapanış problemleri
  • Kas gerginlikleri
  • Servikal instabilite ve servikal arter disfonksiyonları
  • İnflamasyon
  • Enfeksiyon süreci
  • Neoplasm
  • Travma
  • Kırık
  • Stres

Çene eklemi değerlendirmesi

Çoğu insan diş sıktığının ya da belirli çene eklemi disfonksiyonlarının olduğunun bilincinde olmayabilir. Kişi rahatsızlık hissedebilir, ancak bunun kaynağı belirlenmediğinde problem tanımlanmamıştır. Kas iskelet sistemi problemleri özelinde konuşursak çene ağrılarına başka rahatsızlıklar eşlik edebilir ve tek bir bölgeyle sınırlı olmayan ağrı deneyimleri yaşatabilir. Bugünkü verilerle vücudun bir bütün olduğu ve fasyal bağlarla birbirine bağlandığını biliyoruz. Bu yüzden bir fizyoterapistin yaptığı değerlendirme çok kıymetlidir.

Değerlendirme;

  • Fizyoterapistin gözlemi ile başlar. Kişinin spontan çene hareketlerini inceler.
  • Ağrının değerlendirilmesi ile devam edebilir. Ağrının karakteristik özelliği, tedavi yaklaşımını oluşturmak için fizyoterapiste bilgi verir. Ağrının tetikleyici faktörleri, uykudan uyandırıp uyandırmadığı gibi sorular hastaya sorulabilir.
  • Ağız içi muayene dahil edilebilir. (Hasta, ayrıca bir diş hekimi muayenesine de yönlendirilebilir.)
  • Kas iskelet sistemi muayenesi de oldukça önemlidir. Çevre yapılar da değerlendirerek altta yatan ya da eşlik eden sebepler göz önünde bulundurulmalıdır.

Temporomandibular eklem disfonksiyonları

Temporomandibular eklem disfonksiyonunu (TMD), genel olarak etkileyen faktörler; eklem yapılarına ve çiğneme kaslarına yüksek oranda yapılan mekanik yük ve bozulmuş eklem hareketleridir. TMD eklem diskinin ve çene kaslarının konumunda ya da yapısında meydana gelen bozukluklar ya da anormallikler ile karakterizedir.

Kas iskelet sistemi kaynaklı (eklem veya kas), dejeneratif değişikler ile ya da psikolojik faktörlerin etkisi ile ortaya çıkabilir. Psikolojik faktörler arasında bruksizm (diş sıkma, diş gıcırdatma) ya da tırnak yeme gibi durumlar yer alabilir.

Temporomandibular eklem disfonksiyonları yaşayan kişilerin çoğunluğunun 20-40 yaş arasında olduğu ve ortalama 3 kişiden birinin TMD ilişkili semptomları olduğu belirtiliyor.

Belirti ve semptomlar;

  • Çiğneme kaslarında, temporomandibular eklem ve çevresinde ağrı
  • Eklemden gelen “klik” sesi (tek ya da çift taraflı)
  • Çiğneme güçlüğü, yutma problemleri
  • Ağız açıklığında azalma, alt çene kemiğinin hareketlerinde sapma, kayma veya kilitlenme
  • Bunlara eşlik eden semptomlar olarak;
    • Baş ağrısı,
    • Baş dönmesi,
    • Yüz ağrısı,
    • Kulak ağrısı,
    • Şakak bölgesinde ağrı,
    • Dişlerde aşınma sayılabilir.

Önemli: Ağrısız aktif ağız açıklığı 35-40 mm, lateral deviasyonlar için 7 mm’nin altında olmamalıdır.

Temporomandibular eklem disfonksiyonlarında en çok karşılaşılan semptom ağrıdır. Kas ya da eklem kaynaklı olabilir.

Fizik Tedavi Yaklaşımları ve Evde Fizik Tedavi

“Eve Fizyoterapist Çağırmak Neden Mantıklı?” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Terapötik egzersiz

  • Beyne giden duyusal girdiyi eklem pozisyon hissine etki eder.
  • Olası enfeksiyonu ya da doku basıncındaki artışı azaltır.
  • Gergin olan kasları gevşetmek için reçete edilir.
  • Hareket açıklığını artırmak için güzel bir yöntemdir.
  • Kasların koordinasyonunu ve güçlendirmesini ve gelişimi sağlar.
  • Dokuların onarımını iyileştirir ve doku yenilenebilmesini teşvik eder.
  • Normal işlevi geri kazanmayı amaçlar.

Manuel terapi

  • Mobilizasyon ve manipülasyon yöntemleri içerir.
  • Mobilizasyon, genellikle farklı genliklerde eklem içi hakerete neden olan düşük hızla pasif olarak hastaya yapılan bir işlemdir.
  • Hareket kabiliyeti sekteye uğramış bir eklemde doğru teknik ile yapılan eklemin duyu hissi ve doğru hareket hissinin beyne iletilmesinde oldukça faydalıdır.
  • Kasların gevşemesine yardımcı olmak için yine tercih edilen bir yöntemdir.

Kuru iğneleme

Kaslardan alınan gevşeme cevabı için güzel bir yöntemdir. Kısa sürede gevşeme sağlaması açısından sık tercih edilir.

Elektroterapi stimülasyonları

Ağrı yönetimi için kullanılan yöntemlerden biridir.

Sık Sorulan Sorular

S: Çene eklemi ağrısı diş hekimi mi, fizyoterapist mi, KBB uzmanı mı bakar?

C: En tercih edilen yöntem ortak bir ilerleme olabilir ancak sorunun kaynağı belirlendikten sonra fizyoterapist ile çalışmayı tercih edebilirsiniz.

S: Çene eklemindeki ağrı baş ağrısı yapar mı?

C: Evet yapabilir. Özellikle diş sıkma problemleri ile birlikte şakak bölgesinde ağrı yaşanma ihtimali artar.

S: Stres çene eklemi sorunlarını artırır mı?

C: Evet, stres çene ekleminde ağrı yaşamanın ana sebeplerinden biridir. Ağrı mekanizmalarını incelediğimizde kişinin duygu durumunun etkili bir faktör olduğunu görmekteyiz.

Menopoz Döneminde Fizik Tedavi ve Egzersizin Önemi: Doğal ve Etkili Bir Rehber

Kadın bedeni erkek bedeninden oldukça farklıdır. Kadının yaş almasıyla birlikte vücudunda meydana gelen değişiklikler de bu farklılıklardan biridir. Menopoz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından kadın yaşamının doğal ve kaçınılmaz bir evresi olarak tanımlanır. Ortalama 51 yaş civarında başlayan bu süreç, beklenen yaşam süresinin (74 yıl) neredeyse üçte birini oluşturur.

Menopoz bir anda gerçekleşen bir olay değildir. Perimenopoz, menopoz ve postmenopoz dediğimiz evreleri vardır ve yaklaşık 5-8 yıl arasında geçiş sağlanır. Bu geçiş kolay olmayabilir. Bu süre boyunca kadının yaşadığı zorluklar göz ardı edilmemelidir. Kişi hayattan aldığı keyfi ve yaşam kalitesini kötü etkilememesi için profesyonel destek alabilir. Bu yazıda, menopoz semptomları, hormon tedavisinin olası riskleri ve özellikle egzersizin önemini ve evde fizik tedavinin avantajlarının bu dönemdeki rolü hakkında bir bilgilendirme yapmış olacağız.

Menopozda Vücudunuzda Neler Değişiyor ve Menopoz Belirtileri Nelerdir?

Menopoz, kadınlarda doğurganlık döneminin sona erdiği, yumurta üretiminin durduğu ve östrojen hormonunun önemli ölçüde azaldığı fizyolojik bir süreçtir. Östrojen, kemik yoğunluğunu koruma, cilt elastikiyetini sağlama ve sinir sistemi üzerinde olumlu etkileri olan bir hormondur. Azalmasıyla birlikte vücutta çeşitli semptomlar ortaya çıkar. Herkes için bu süreç aynı olmasa da yaygın menopoz semptomları şunlardır:

  • Sıcak basmaları ve gece terlemeleri
  • Eklem ağrıları ve kas zayıflığı
  • Osteoporoz (kemik erimesi) riskinde artış
  • Denge problemleri ve düşme riski
  • İdrar kaçırma sorunları
  • Uyku bozuklukları ve kronik yorgunluk
  • Ruh hali değişimleri, anksiyete ve depresyon
  • Cinsel işlev bozuklukları (vajinal kuruluk, ağrılı ilişki)

Menopozun En Yaygın Tedavisi Nedir?

Menopoz semptomlarını hafifletmek tedavinin temel amacıdır. Uzun yıllar Hormon Replasman Tedavisi (HRT) tercih edilmiştir. Ancak, yapılan geniş çaplı çalışmalar HRT’nin meme kanseri, kalp hastalığı ve felç riskini artırabileceğini göstermiştir. Belirli bir yaşın üzerindeki insanlarda zaten eşlik eden belirli rahatsızlıklar olabileceğini de göz önünde bulundurduğumuzda alternatifler aramak oldukça beklenen bir arayıştır.

Neden Egzersiz ve Evde Fizik Tedavi?

HRT’ye güvenli bir alternatif arayan kadınlar için düzenli egzersiz ve fizik tedavi son derece etkili bir seçenektir. İlaç kullanımı gerektirmeyen bu yöntemin, menopoz döneminde faydaları şunlardır:

  • Kemik Yoğunluğunu Korur: Direnç egzersizleri, osteoporoz riskini azaltır.
  • Kas Gücünü Artırır: Günlük aktiviteleri kolaylaştırır ve yaşam kalitesini yükseltir.
  • Dengeyi Geliştirir: Düşme ve kırık riskini minimize eder.
  • Eklem Esnekliğini Korur: Ağrı ve sertlikleri azaltır.
  • Stresi Azaltır: Endorfin salgılanmasını sağlayarak ruh halini iyileştirir.
  • Uyku Kalitesini Artırır: Daha derin ve dinlendirici bir uyku sağlar.
  • Sıcak Basmalarını Hafifletir: Vücut ısı regülasyonunda rol oynar.

Evde Fizik Tedavi Nasıl Bir Avantaj Sağlar?

Eve Fizyoterapist Çağırmak Neden Mantıklı?” adlı makalemizi de inceleyebilirsiniz. Menopozda evde fizik tedavi başlığı içerisinde değerlendirirsek kısaca;

  • Bir kadının hayatının azımsanmayacak kadar uzun bir döneminde tedavinin etkinliği ve düzenli olabilmesi için egzersiz yapma alışkanlığının kazanılması ve sürekliliğin sağlanması gerekir. Yapılabilir hedefler ile konforunu koruyarak tedaviye katılım sağlaması tedavinin etkinliğini arttırır.
  • Kişi herhangi bir kliniğe gidip gelmenin yaratacağı zorluğu, stresi ve zaman kaybını yaşamak zorunda kalmaz.
  • Yapılan egzersizden veya yapılan fizik tedavi yaklaşımlarından sonra dinlenmek daha kolaydır.
  • Özellikle kış aylarında kalabalık ortamlarda grip gibi bulaş riski olan hastalıklara oluşabilecek maruziyeti azaltır.

Menopoz Döneminde Fizik Tedavi Nasıl Bir Faydaya Sahiptir ve Evde Fizik Tedavi ile Uygulanabilecek Yöntemler

Fizik tedavi, menopoz sürecine bütüncül bir yaklaşım getirir. Sadece spesifik bir semptomu hedeflemek yerine, genel sağlığı iyileştirmeye odaklanır. Evde fizik tedavi ile ev koşullarında da fizyoterapist eşliğinde rahatlıkla uygulanabilecek bu yöntemlerden bazıları şunlardır:

  1. Pelvik Taban Egzersizleri: İdrar kaçırma sorunlarını azaltmak ve pelvik taban kaslarını güçlendirmek için düzenli olarak yapılmalıdır.
  2. Esneklik ve Germe Hareketleri: Eklem hareket açıklığını artırarak ağrıları hafifletir.
  3. Denge Egzersizleri: Tek ayak üstünde durma gibi basit hareketlerle dengeyi geliştirir.
  4. Aerobik Egzersizler: Haftada 3-4 gün 30 dakikalık tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet, kalp sağlığını korur ve sıcak basmalarını azaltır.
  5. Nefes Çalışmaları ve Meditasyon: Stresi yönetmede, anksiyeteyi azaltmada ve uykuya dalmada oldukça etkilidir.

Kapsamlı ve Bireyselleştirilmiş Bir Yaklaşım

Başarılı bir menopoz yönetimi için en önemli nokta, kişiye özel bir plan oluşturulmasıdır. Her kadının semptom şiddeti ve fiziksel kapasitesi farklıdır. Bu nedenle, bir fizyoterapist eşliğinde, kişinin ihtiyaçlarına uygun hazırlanmış bireyselleştirilmiş egzersiz programları en ideal sonucu verir.

Menopozda Yaşam Kalitesini Artıracak Ek Öneriler

  • Dengeli Beslenme: Kalsiyum, D vitamini ve fitoöstrojen içeren besinler tüketin.
  • Kaliteli Uyku: Düzenli bir uyku rutini oluşturun ve uyku hijyeninize dikkat edin.
  • Stres Yönetimi: Yoga ve meditasyonu hayatınızın bir parçası haline getirin.
  • Sosyal Destek: Aile ve arkadaşlarla iletişimi güçlü tutun, sosyal aktivitelere katılın.

Önemli Uyarı: Doktorunuza Danışın

Unutmayın, herhangi bir yeni egzersiz programına başlamadan önce, özellikle de kalp hastalığı, yüksek tansiyon, osteoporoz veya eklem probleminiz varsa, mutlaka doktorunuza veya bir fizyoterapiste danışın. Size en uygun ve güvenli programı onlar belirleyecektir.

Sonuç

Menopoz bir hastalık değil, yaşamın doğal bir parçasıdır. Fizik tedavi ve düzenli egzersiz, bu dönemi daha rahat, sağlıklı ve konforlu geçirmenizi sağlayan, kanıta dayalı, güvenli ve yan etkisiz bir yöntemdir. Vücudunuzu dinlemeyi öğrenin, ihtiyaçlarınıza kulak verin ve profesyonel destek alarak menopoz sürecinizi kendi kontrolünüzde yönetin. Sağlıklı ve aktif bir yaşam için ilk adımı bugün atın!

Menopoz semptomlarını hafifletmek ve günlük hayatta yaşadığınız zorlukları kolaylaştırmak için profesyonel bir ekiple çalışmak ister misiniz? İstanbul Evde Fizik Tedavi olarak, uzman fizyoterapistlerimizle ev konforunda hizmetinizdeyiz. Bize ulaşın ve size özel bir program için randevu almayı unutmayın.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

S: Menopoz döneminde egzersiz yapmak güvenli mi?

C: Evet, genellikle çok güvenlidir. Ancak altta yatan herhangi bir sağlık sorununuz varsa, programa başlamadan önce mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

S: Haftada kaç gün egzersiz yapmalıyım?

C: Haftada en az 3-4 gün, ortalama 30-45 dakika orta şiddette egzersiz (yürüyüş, yüzme vb.) önerilir. Dirençli egzersizler ise haftada 2-3 gün yapılabilir.

S: Egzersiz sıcak basmalarını gerçekten azaltır mı?

C: Evet, düzenli aerobik egzersiz, vücudun ısı regülasyon mekanizmalarını daha verimli çalıştırarak sıcak basmalarının sıklığını ve şiddetini azaltmaya yardımcı olur.

Sağlıklı Yaşlanma Rehberi

Sağlıklı yaşlanma gelişmiş dünya ülkelerinde çokça kullanılan bir terim. Üzerine çokça düşünülen, bilimsel çalışmalar yapılan, toplum sağlığı açısından da çok önemli olan bir konu. Fizyoterapistler, hemşireler, hekimler yaşlanma konusuna oldukça hakim olmalarına rağmen, biz sağlık profesyonelleri topluma sağlıklı yaşlanmayı yeterince iyi anlatamadık.

Bu yazımızdaki amacımız, bu yazıya denk gelme fırsatı bulmuş sizlerde; sağlıklı yaşlanmaya dair bir ışık yakmak. Eğer bu yazıyı okuyan bir yaşlıysanız, hayatınıza dair bazı olumlu değişiklikler yapmanızı sağlayabiliriz. Eğer gençseniz; anne, babalarınıza veya diğer yaşlılarınıza daha sağlıklı yaşlanmanın kapılarını aralayabilirsiniz.

İnsan vücudu sanılandan daha dayanıklıdır ve her yaşta iyileştirilebilir, aktif kalabilir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yaşlılık bir hastalık değil. Kaynak 65 yaşına kadar olan insanlar genç kabul ediliyor. 65-74 arası genç yaşlı, 74-84 arası yaşlı, 84 sonrası ise çok yaşlı olarak sınıflanıyor.

Yaşlılıkta günlük hayatı etkileyen 2 temel sorun var:

  • Fiziksel sorunlar: yaşlılıkla ortaya çıkan yürüme güçlükleri vb. durumlar.
  • Duygusal bozukluklar: depresyon, sosyallikten kaçınma vb. durumlar.

Bu iki durum da birbirinin tetikleyicisi olabiliyor. Çalışmalar gösteriyor ki çeşitli sebeplerden yaşlılarının yürüme becerilerinin kısıtlanması duygu durumlarını bozuyor, bir çok rahatsızlığa dair risk faktörlerini ve hatta ölüm oranlarını arttırıyor.

Burada aktif ve sağlıklı yaşlanmanın önemi daha da artıyor. Sağlıklı fiziksel aktiviteyi sağlamak içinse 5 temel unsur var:

  • Esneklik
  • Kuvvet
  • Dayanıklılık
  • Duruş
  • Denge

Bun unsurlar dikkate alınıdığında fizyoterapistin rolü ortaya çıkıyor. Fizyoterapistler, hareket ve egzersiz konusunda uzmanlığa sahip, yüksek eğitimli sağlık profesyonelleridir. Bilgi, beceri ve tecrübeleri, yaşlanmanın karmaşıklığıyla uğraşırken çok önemlidir. Fizik tedavi eğitimi; değerlendirme, egzersiz reçetesi ve ilerlemeyi içerir. Tüm bu beceriler, yaralanma meydana gelmeden önce yaşlı yetişkinler için kullanılabilir. Ve bu şekilde daha fazla kullanılırsa, fizyoterapistler yaralanmanın, fonksiyonel gerilemenin ve sakatlığın önlenmesinde önemli bir rol oynayabilir.

Bilimsel araştırmalar, her yaş için normlar belirlemiştir. Fizyoterapistler, benzer yaş ve cinsiyetteki yaşlı yetişkinler için neyin normal olduğunu bilirler. Belirlenmiş bu normları kullanarak, bir hastanın mevcut koşullarının akranlarıyla karşılaştırıldığında nasıl olduğunu değerlendirebilirler.

Örneğin kalça kırığı geçirmiş bir yaşlının, kırığı takip eden ilk yıl içinde ölme ihtimali, kırık geçirmemiş kişilere oranla 4 kat daha fazladır. Kalça kırığı ameliyatından sonraki ilk yıldaki ölüm oranı, %15 ile %36 arasında değişir. Kaynak Veya diz protez ameliyatı sonrası yaşlılar günlük hayata geri dönmekte zorlanabilirler. Bunun gibi yaşlılık risklerine dair onlarca örnek sıralanabilir.

Yaşlı bir bireyseniz veya yaşlı bir yakınınız varsa bir fizyoterapist ile çalışmayı düşünmelisiniz. Bir fizyoterapiste başvurmak için bir sakatlanmayı veya yaralanmayı beklemek doğru strateji olmayabilir. Yaşlı kişilerde bir sorun oluşmadan fizik tedaviye başlamak, o kişinin günlük yaşam aktivitelerinden kopma riskini azaltır. Esneklik, denge, kuvvet, duruş ve dayanıklılık açısından geliştirilmiş bir yaşlının düşme ihtimali oldukça azaltılmış olacaktır. Bu da yukarıda bahsettiğimiz örnekteki gibi durumlar engellenebilir. Yatağa bağlı kalma ihtimalinden ölüm ihtimaline kadar bir çok risk kontrol altına alınabilir.

Viafiz Evde Fizik Tedavi ailesi olarak bize danışan yaşlı bireylere önerdiğimiz bir Sağlıklı Yaşlanma konsepti var. Yaşlı bireyleri evlerinde değerlendirerek onlara düzenli bir rehabilitasyon programı oluşturuyoruz. Yaşlı bireyin durumuna göre haftada 1 veya 2 seanstan oluşan programlar ile onların fiziksel beceri ve kapasitelerini geliştiriyoruz.

10 yıldır sürekli geliştirerek uyguladığımız program ile bazı yaşlılarımızın fonksiyonel ve duygusal durumlarını çeşitli bilimsel ölçeklerle değerlendirdik. Fonksiyonelliklerinde çok ciddi gelişmeler ve depresyon skorlarında çok ciddi düşüşler sağladık. Bu gelişmeleri de bilimsel bir çalışma olarak yakında sunmayı planlıyoruz.

Siz de iletişim sayfamızdan bize ulaşıp kendiniz veya yakınınız için Sağlıklı Aktif Yaşlanma’ya dair alabilir ve randevu oluşturabilirsiniz.

Diz Protez Ameliyatı Sonrası Fizik Tedavi

diz protez, diz artroplasti
Diz artroplasti cerrahisinin ardından implantlar nedeni ile diz röntgeni böyle görünmektedir.

Diz Protez Ameliyatı Nedir?

Diz protez, total diz replasmanı, diz artroplastisi gibi isimlendirmelerin bütünü aynı tıbbi durum için kullanılmaktadır. Bireyler artrit (kirençlenme) veya çeşitli yaralanmalar nedeyle diz problemleri yaşayabilirler. Bu durumlar istirahat halinde (dinlenme, uzanma, uyku) ağrıya sebep olabilir. Baston, tripod, walker gibi yürüme destek cihazları, ilaç tedavisi, fizik tedavi gibi uygulamaların hastaya artık yardımcı olamadığı durumlarda total diz protezi ameliyatı düşünülebilir.

Diz protez cerrahisi ile ağrıyı geçirmek, dizdeki deformiteleri düzeltmek ve kişinin günlük yaşamına dönmesini sağlamak mümkündür. Güvenli olduğu kadar da etkili bir operasyondur. Ağrısı dinen ve sorunlu eklemden kurtulan kişi doğru fizik tedavi yöntemlerinin uygulanmasıyla yürüme fonksiyonlarını ve kolaylığını geri kazanır. Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 600 bin dolaylarında diz protez cerrahisi yapılmaktadır.

Diz artroplasti ameliyatında dizdeki alt ve üst kemiklerin yüzeylerine metal implantlar yerleştirilir. Bu sayede ağrıya sebep olan dokulardan uzak bir diz yapısı oluşturulur. Temelde çimentolu, çimentosuz diye bilinen 2 farklı yöntem bulunur. Buna sizin durumunuza göre ortoledistiniz karar verir.

Neden diz protezi ameliyatı olmak gerekir?

Uzun süreli diz ağrılarının ve buna bağlı fiziksel kaybın (yürümede zorluk vb.) en yaygın nedeni kireçlenmedir. Bir çok artrit tipi olmasına karşın en yaygın üç tipi osteoartrit, travma kökenli artrit ve romatoid artrittir.

Osteoartrit de diğer artrit tipleri gibi halk arasında kireçlenme olarak bilinir. Yaşla da ilişkili olarak eklem dokusunda yıpranma, aşınma emareleri görülür. Diz dokusundaki kayıplar neticesinde kemikler birbirlerine sürtünürler. Bu sürtünmenin sürekliliği neticesinde dizde ağrı, diz harekeylerinde kısıtlanma ve sertlik görülür.

Romatoid artrit, adından da anlaşılacağı gibi romatoloji bölümüyle ilgili, otoimmün bir durumdur. Eklemi saran yapı iltihaplanır. Bu iltihap neticesinde kalınlaşma, ağrı ve sertlik görülür.

Diz Protez Ameliyatlarında Evde Fizik Tedavi

Diz protez ameliyatları oldukça başarılı yöntemler de olsalar süreç dikkatli yönetilmelidir. Cerrahın kontrol ve muayenelerinin yanında fizyoterapist eşliğinde hastanın ağrı kontrolü, inflamatuvar mekanizmalar fizik tedavi modaliteleriyle kontrol altında tutulmalıdır. Hastanın bilimsel yöntemlerle belirlenmiş fizik tedavi ve rehabilitasyon protokolleri ve cerrahın yönlendirmeleri doğrultusunda hastanın kaslarının kuvvetlendirilmesi, doğru şekilde ve zamanda ayağa kaldırılması ve doğru miktarda dizine yük verilmesi gerekmektedir. Süreç doğru yönetildiğinde hasta herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadan süreç sonlandırılır ve hasta ağrısız ve aktif günlerine geri dönebilir.

Evde Masaj Hizmeti Kapsamımızı Genişletiyoruz

Tıbbi masaj, medikal masaj olarak da bilinmektedir. Yaşadığınız kas iskelet sistemi rahatsızlıklarında, ağrılı durumlarda güvenle uygulatabileceğiniz bir masaj türüdür. Tıbbi masaj yani diğer adıyla medikal masaj uygulamasında kaslar hedef alınır. Doğrudan kaslar üzerine el ile yapılan uygulamalarla dokunun ve bölgenin dolaşımının arttırılması, kasların gevşetilerek eklem hareketinin arttırılması ve rahatlatılmış kaslar sayesinde ağrının azaltılması hedeflenir. Daha detaylı bilgi için size bilimsel kaynaklardan derlediğimiz medikal masaj yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

2013 yılından beri çalışmayı sürdürdüğümüz evde fizik tedavi hizmetleri sektöründe hastalarımıza, ihtiyaç görülmesi halinde fizyoterapislerimiz aracılığıyla evde tıbbi masaj hizmeti de vermekteydik. Şimdi yeni masör ve masöz ekip arkadaşlarımızla sadece tıbbi masaj değil tüm rahatlamak isteyen danışanlarımıza bir çok masaj türünde hizmet vermeye başladık.

Bünyemizde bulunan tüm masörler, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı masörlük sertifikasına sahiptir. Esnek randevu saatleri sayesinde yol, ulaşım, transfer gibi olumsuzluklarla uğraşmadan, mesai çıkışınızda bile evde masaj hizmeti alabilirsiniz. Bir telefonla Viafiz Evde Fizik Tedavi Hizmetleri güvencesiyle evinizde masaj hizmeti almak için randevu oluşturabilirsiniz.

Aklınızda kalan soruları gidermek için sıkça sorulan sorular sayfamıza bakabilirsiniz.

COVID-19 Sonrası Fizik Tedavi

2020 yılı bizim için bir çok felaketle başladı. Bunlardan en kötüsü de COVID-19 veya koronavirüs olarak da bilinen yeni bir SARS virüsü olan SARS-CoV-2. (SARS-CoV-2 virüsünün yaptığı hastalığı COVID-19 olarak tanımlıyoruz.) Koronavirüsün hastalar, sağlık sistemlerimiz ve toplumumuz üzerinde ne gibi bir etkisi olacağını bilmiyorduk. Virüs hızla yayıldı ve koronavirüs hastalığı hızla bir pandemiye dönüştü.

Doğal olarak ilk odak noktası hastanede yatan, akut ve ağır hastaların tedavisiydi. COVID-19 hastalarının akut vakalarının ilk dalgasının atlatılmasıyla beraber buzdağının görünmeyen yüzünü gördük. İyileşen hastalard hastalığın neden olduğu kısa ve uzun vadeli etkileri farkettik. Bu etkilerin tedavisi için büyük bir emek gerekiyor. Bu durumda karşımıza rehabilitasyon bilimi çıkıyor. Hastalardaki kısa ve uzun dönem etkilerin silinmesinde fizyoterapistler kilit rol oynuyor.

Koronavirüs Sonrası Semptomlar

Hastalar internet ortamında yorgunluk, kas güçsüzlüğü, nefes darlığı ve yaşam kalitesinde düşüş gibi problemlerden bahsetse de konu hakkında şu ana kadar çok fazla bilimsel makale yayınlanmış değil. Bir çalışmaya göre COVID-19 geçirmiş ve iyileşmiş hastaların erken dönem değerlendirmesinde hastaların yarısında nefes darlığı ve yorgunluk, 4 de 1’inde göğüs ve eklem ağrısı görülmeye devam edilmiş.

Fizyoterapistlerin Koronavirüs atlatmış hastalarda olan rolü

Royal Dutch Society for Physiotherapy COVID-19 sonrası hastalardaki önerilerle ilgili olarak yayınladığı makalede “Fizyoterapist, günlük fiziksel işlevlerinde kısıtlamalar yaşayan COVID-19 hastalarının rehabilitasyonunda kilit bir rol oynayabilir” açıklaması yapıyor.

Hastaneden taburcu olduktan veya evde tedaviden sonraki ilk altı hafta  

COVID-19 sonrası fizyoterapiste başvurma

Hastaneden taburcu edilen hastalar genellikle günlük yaşam aktivitelerini kademeli olarak artırma tavsiyesi alırlar ve evde yapmaları için fonksiyonel fiziksel egzersizler verilir. 

Fizyoterapist tarafından COVID-19 sonrası hasta değerlendirmesi – ilk konsültasyon

Öneriler, hastaneden taburcu olduktan sonraki ilk 2 hafta içinde veya semptomlar azaldıktan sonra fizyoterapisle iletişime geçilmesini öngörmektedir. Bu ilk danışma, telefonla veya görüntülü görüşmeyle yapılabilir. Fizyoterapistin hastanın durumuna dair temel bilgiye sahip olamasını sağlayacaktır. Taburcu olduktan sonraki ilk altı hafta boyunca sevk edilen hastalar henüz bir egzersiz testi ve / veya işlev testi yapılmadığı için, terapist hastanın durumunu farklı bir şekilde belirlemelidir. Konumlandırma beyanı, WHO Uluslararası İşlevsellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflandırması (WHO-ICF) modelinin tüm alanlarının kullanımını öngörmektedir. Kullanılan klinik sonuç ölçütleri şunlardır:  

  • Hastaya Özgü İşlev Ölçeği (PSFS)
  • Fiziksel aktivite öncesinde, sırasında ve sonrasında oksijen satürasyonu ve kalp atış hızı frekansı
  • Fiziksel aktivite öncesinde, sırasında ve sonrasında, Nefes Darlığı ve Yorgunluk için Borg Ölçeği CR10

Ayrıca, bir hastanın yoğun bakım ünitesine kabul edilip edilmediğini ve bu hastalar genellikle çok düşük egzersiz toleransına sahip olduğundan, Yoğun Bakım Sonrası Sendromu (PICS) belirtileri gösterip göstermediğini hesaba katmak önemlidir. Diğer bir önemli faktör, muhtemelen etkilenen organlar dahil, COVID-19’dan önce veya COVID-19’dan edinilen komorbiditelerin varlığını kontrol etmektir. Fizyoterapist, diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarından ve hastadan elde edilen bilgilere dayanarak, hastanın özel ihtiyaçları ve rehberlik talebi ile birlikte fizyoterapi için bir endikasyon olup olmadığına karar verir. 

Fizyoterapi endikasyonu olan COVID-19 sonrası hasta

Fizyoterapi endikasyonu almış bu hastalar, azalmış fonksiyonel kapasite ve / veya düşük fiziksel aktivite seviyeleri yaşarlar. Fizyoterapist, günlük yaşam aktivitelerini ve fiziksel işleyişlerini kademeli olarak artırmak için onlara belirli egzersizler için rehberlik ve talimatlar sağlayacak ve yapılan ilerlemeyi izleyecektir. Tehlikeli desatürasyon ve aşırı yük riskini en aza indirmek için:  

  • Hastanın oksijen satürasyonu egzersiz veya fiziksel aktiviteler öncesinde, sırasında ve sonrasında ölçülmelidir (istirahat sırasında alt sınır% 90 ve egzersiz sırasında% 85 olmalıdır)
  • Hastalar sadece ev ortamında, frekans, yoğunluk, zaman / süre ve türle ilgili olarak belirlenmiş eğitim parametreleriyle fiziksel egzersizler yapmalıdır.  

YBÜ kaynaklı zayıflığı (YBÜ-AW) olabilecek ve PICS yaşayan hastalar için öneri, aşırı yük riski yüksek olduğu için onları (doktorları aracılığıyla) bir rehabilitasyon merkezine yönlendirmektir.  

Hastaneden taburcu olduktan veya evde tedaviden 6 hafta sonrası

COVID-19 sonrası hasta fiziksel fonksiyon takibi

Bazı hastanelerde, hastalar taburcu olduktan altı hafta sonra bir tıp uzmanına (örneğin göğüs hastalıkları uzmanı, dahiliye, kardiyolog…) gideceklerdir. Ek akciğer ve kalp fonksiyon değerlendirmesine ve egzersiz testine tabi tutulacaklar. Test sonuçları, mevcut fiziksel işlevi belirleyecektir. 
Bilgiler, fizyoterapistin daha spesifik egzersizler yazmasına ve hastaları ihtiyaçlarına ve hedeflerine göre yönlendirmesine yardımcı olacaktır. Tedavi hedefleri, günlük yaşam aktivitelerini daha da iyileştirmeyi, fiziksel aktivite seviyelerini ve / veya egzersiz kapasitesini artırmayı, örneğin kas gücü ve egzersiz toleransı hedefleyebilir. Mevcut ve yeni veya ayarlanmış tedavi hedeflerini değerlendirmek için aşağıdaki klinik sonuç ölçütlerinin kullanılması önerilir:

  • Hastaya Özgü İşlev Ölçeği (PSFS)
  • Kısa Fiziksel Performans Pili (SPPB)
  • Kavrama gücü (varsa elde tutulan bir dinamometre ile). 
  • Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında oksijen satürasyonu (SpO2) ve kalp atış hızı frekansı (HR) ölçümü. 
  • Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında Nefes Darlığı ve Yorgunluk için Borg Scale CR10. 
  • Fiziksel aktivite seviyelerini değerlendirmek için pedometre / ivmeölçer. 
  • Egzersiz kapasitesini değerlendirmek için Altı Dakika Yürüme Testi (6MWT).

COVID-19 sonrası hasta fizyoterapiyi hedefliyor

Fizyoterapinin amacı, hastanın fiziksel aktivitesini daha da artırmasını ve egzersiz kapasitesini geliştirmesini sağlamaktır. Kronik akciğer hastalığı olan hastalarda kullanılanlar gibi eğitim ilkelerinin COVID-19 sonrası hastalarda uygulanabileceğini varsaymak makul görünmektedir. Test sonuçları ciddi bir kısıtlama veya risk göstermediğinde, eğitim sıklığı, yoğunluğu, süresi / süresi ve egzersiz türü kademeli olarak artırılabilir. 

Tehlikeli desatürasyon ve aşırı yük riskini en aza indirmek için, oksijen satürasyonu egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında ölçülmelidir. Hastalar, egzersiz yoğunluğunun arttığı ilk 2 hafta içinde fiziksel aktivite ve egzersiz sırasında herhangi bir desatürasyon belirtisi göstermezse, yoğun SpO2 izleminden daha fazla endike değildir. Egzersiz reçetesi, formüle edilmiş tedavi hedeflerine odaklanmalı, hastanın mevcut fiziksel işlevlerine ve aktivite düzeylerine dayanmalıdır.  

Fizyoterapi alanında belirlenen sınırlamalar çözülemediğinde, hastanın diğer sağlık bakım disiplinlerine sevk edilmesi gerekebilir; bu durumda fizyoterapistin bir sinyal verme işlevi vardır ve her zaman hastanın GP’si ile yakın temas halinde olur. 

Sonuç

Pek çok soru hala cevaplanmamış olsa da, zaman ve deneyim, fizyoterapi alanındaki COVID-19 sonrası hastanın özel ihtiyaçlarını belirlememize yardımcı olacaktır. Royal Dutch Society for Physiotherapy’nin durum açıklaması kesinlikle iyi bir başlangıç ​​noktasıdır. Yerel ve uluslararası fizyoterapi topluluklarınızdaki deneyimleri paylaşmanın önemi, COVID-19 sonrası hasta için yeni anlayışlar ve kişiye özel tedaviler bulmanıza yardımcı olacaktır. 

Donuk Omuz (Adeziv Kapsülit) ve Fizik Tedavi

Donuk omuz veya adeziv kapsülit, yaygın bir omuz ağrısı kaynağıdır. Nüfusun yaklaşık % 2 ila 5’inde görülür ve genellikle 40 ila 60 yaşlarında görülür . Kadınlarda daha sık görülür. Bu durum, en az iki yönde normal omuz hareket açıklığının % 25’inden daha fazla kaybı olarak tanımlanır. Ciddi omuz ağrısı, omuz fonksiyon kaybı ve sonunda sertlik ile sonuçlanan belirgin bir semptom paternine sahiptir. Omuz ağrınızın ve sertliğinizin omuz kapsül iltihabının (kapsülit) ve omuz hareketinizi sınırlayan fibrotik adezyonların bir sonucu olduğu anlamına gelir.

Diyabet, kalp hastalığı, omuz hareketsizliği, tiroit bezinin çok veya az çalışması gibi sağlık koşulları donmuş omuz riskini artırır. Örneğin, şeker hastalarında donmuş omuz görülme sıklığı % 10 ila 40 olabilir. Ameliyat sonrası donmuş omuz görülme potansiyeli yüksektir. Kollarını daha koruyucu ve ameliyat sonrası egzersizlerden kaçınan hastaların donmuş omuz geliştirmeleri daha olası görünmektedir.

Donmuş omuz, omuz eklemi kapsülünüzün küçülmesine ve önemli ölçüde kalınlaşmasına sebebiyet verir. Bu da ağrıya ve sert omuz eklemi kapsülünün azalmasına ve omuz hareketinin azalmasına neden olur. Omuz kapsülünüz omuz ekleminizin etrafındaki en derin yumuşak doku tabakasıdır ve humerusunuzu omuz soketinin içinde tutmada büyük rol oynar. Klinik olarak üç farklı aşaması ve semptomları vardır.

1. Evre: Donma (ağrılı)

Başlangıçta omuz etrafındaki ağır ve ardından ilerleyen hareket aralığı kaybı ile karakterizedir. Bazen artroskopik cerrahi geçirirseniz kapsül renginden dolayı (iltihaplanma ve kanama) kırmızı faz olarak adlandırılır. Bu durum genellikle 3 ila 9 ay arasında sürer. Bu aşamada agresif tedavilerden kaçınılmalıdır.

2. Evre: Donmuş (yapışkan)

İkinci aşamada sertlik hakimdir. Aşama 1’den 2’ye erken ve hızlı geçiş çok acı verici olabilir. Geç faz2 çoğunlukla ağrısız geçer. Ancak sertlik sebebiyle işlevsel olarak kısıtlanmıştır. Artrospik cerrahi geçirirseniz, kapsül renginden dolayı pembe faz olarak adlandırılır. Bu durum genellikle 9 ila 15 ay arasında sürer.

3. Evre: Çözülme

Bu son aşamada, kademeli bir hareket aralığı geri dönüşü alınır. Artroskopik cerrahi geçirirseniz,kapsül renginden dolayı beyaz faz olarak adlandırılır. Bu durum genellikle 15 ila 24 ay sürebilir.

Yaygın semptomlar şunlardır:

  • Omuz yüksekliğinin üstüne ulaşamama
  • Top atamama
  • Bir şeye hızlıca ulaşamama
  • Sırtınızın arkasına ulaşamama (örn. sütyen ya da paça gömlek)
  • Yanınıza ve arkanıza uzanamama (örn. emniyet kemeri için erişim)
  • Pozisyona bağlı yan yatarak uyuyamama

Donmuş omuz genellikle yanlış teşhis edilir veya deneyimsiz omuz uygulayıcıları tarafından rotator manşet yaralanması ile karıştırılır. Doğru tanı koymak önemlidir. Tedavi planınız ve iyileşme süreniz, omuz artriti veya rotator manşet yırtılması gibi diğer omuz koşullarına göre büyük ölçüde değişecektir.

Donuk Omuz (Adeziv Kapsülit) Tedavisi

Donuk omuz hastalarına genelde ağrılı germe uygulayarak omuz eklemini açmaya çalışma gibi bir yanlış uygulamaya gidilir. Bu uygulama kişinin omzundaki iltihabı arttırır. Bununla beraber ağrıda artış ve iyileşmede gecikme görülür. Doğru uygulama şekli iltihabın kontrol altına alınması ve yangı artırılmadan manuel terapi yöntemleriyle eklemdeki yapışıkların açılması yönünde olmalıdır. Arkasından kuvvetlendirme egzersizleriyle omuz kasları kuvvetlendirmelidir. Doğru değerlendirme neticesinde doğru sıralama ile yapılmayan uygulamalar sizi cerrahiye gitmek zorunda bırakabilir.

 

Omuz Ağrısı ve Fizik Tedavi

Omuz nasıl çalışır ?

Omuz vücudumuzun en hareketli eklemlerinden biridir. Ana omuz eklemimiz, geniş bir hareket aralığına izin veren bir top ve soket eklemidir. Eklem, eklemi bir arada tutmaya yardım eden, kapsül denilen sert bir lifli manşonla çevrelenmiştir.

Dört kaslı bir grup ve tendonları, hareketi kontrol eden ve eklemi birlikte tutmaya yardımcı olan rotatör manşeti oluşturur. Omuz bıçağının üst kısmının köprücük kemiği, akromiyoklaviküler eklem ile birleştiği başka bir küçük eklem daha vardır.

Omuz ağrısının sebepleri ?

Omuz ağrısının birçok sebebi vardır, ancak çoğu hastada sadece küçük bir alanı etkileyecek ve nispeten kısa süreli olacaktır. Omuz ağrısı, romatoid artrit veya osteoartrit gibi genel bir durumun parçası olabilir. Genel belirtiler ise, 

  • Omuzda ağrı ve sertlik
  • Sınırlı hareket aralığı
  • Yıkanma, giyinme ve rahat uyumak gibi günlük görevleri yerine getirme zorluğu
  • Güç ve hareket kaybı
  • Kolun arkasını arkasına yerleştiren faaliyetler yapmak zorluğu (fermuar veya düğmeler gibi)

Omuz ağrısına her zaman omuz eklemindeki bir sorun neden olmaz. Boyundaki sorunlar, omuz bıçağı veya üst dış kolda hissedilen ağrıya neden olabilir. 

En çok karşılan omuz problemleri :

Donmuş Omuz (Yapışkan Kapsülit): Donmuş omuz, omuz ekleminde sertlik ve ağrı ile kendini gösterir. Tipik olarak belirtiler zamanla ilerler ve kötüleşir. İnme veya mastektomi(meme alınması) gibi bir kolun hareketliliğini etkileyen bir tıbbi durumdan iyileşiyorsanız, donmuş omuz geliştirme riski artar. 

Omuz Bursit / Tendinit, Rotatör Manşet Tendinit ve Sıkışma Sendromu: Bursit ve tendinit yumuşak doku iltihaplanmasıdır. Tendinit kası kemiğe bağlayan doku iltihaplanması, bursit ise olası sürtünmeyi azaltmaya yardımcı olmak adına kemiklerin geçtiği yerde bulunan kaygan yapının iltihabıdır. Kolun kaldırılması veya indirilmesinde ağrı ve sertlik, aktivite ve dinlenme sırasında mevcut ağrı, kaldırma hareketlerinde ani ağrı ile güç ve hareket kaybı görülür.

Omuz Tendonu ve Rotatör Manşet Yırtığı: Omuz bir top ve soket eklemidir. Üst kolun başı (humerus), omuz bıçağında bir sokete oturmaktadır. Rotatör manşonu, humerus etrafında bir örtü oluşturmak için tendonlar olarak bir araya gelen dört kaslı bir ağdır. Rotatör manşonu humerusu omuz bıçağına tutturur ve kolu kaldırmaya ve döndürmeye yardımcı olur. Ancak tendonlar yaralandığında veya hasar gördüğünde iltihaplı ve ağrılı hale gelebilir. Rotatör manşet tendonlarının bir veya daha fazlası yırtıldığında, tendon artık humerus başlığına tam olarak yapışmaz. Çoğu zaman, yırtılmış tendonlar genellikle yaralanma veya dejenerasyon yoluyla yıpranmaya başlar. Hasar ilerledikçe, bazen ağır bir nesneyi kaldırırken, tendon tamamen yırtılabilir. Özellikle etkilenen omuzda yatarken, dinlenme ve geceleri ağrı görülür. 

Omuz Ağrısında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizyoterapist IFC (enterferans akımı), TENS (transkütanöz elektriksel sinir stimülasyonu), nemli ısı ve/veya ağrıyı idame ettirmek için soğuk kompres uygular. Pasif ve aktif hareket aralığını, manuel terapi ve özel egzersizlerle sürdürmek ve arttırmak için dengeleyici kaslarla çalışır. Nedeni ve şiddete bağlı olarak, torasik omurganın manuel tedavi ile mobilizasyonu da yararlı olabilir. 

Fizyoterapist her hastanın kendine özgü durumunu hedefleyen etkili tedaviler ve terapötik yaklaşımlar sağlar. Ağrınızı yönetmenize, gücünüzü ve esnekliğinizi artırmanıza yardımcı olur. Çeşitli tedaviler sağlayabilir, probleminizi anlamanıza ve normal aktivitelerinize geri dönmenizi sağlar. Hastaların evde yapabilecekleri spesifik gerilimleri ve hareketleri belirler.