Kategori arşivi Ameliyat Sonrası Fizik Tedavi

COVID-19 Sonrası Fizik Tedavi

2020 yılı bizim için bir çok felaketle başladı. Bunlardan en kötüsü de COVID-19 veya koronavirüs olarak da bilinen yeni bir SARS virüsü olan SARS-CoV-2. (SARS-CoV-2 virüsünün yaptığı hastalığı COVID-19 olarak tanımlıyoruz.) Koronavirüsün hastalar, sağlık sistemlerimiz ve toplumumuz üzerinde ne gibi bir etkisi olacağını bilmiyorduk. Virüs hızla yayıldı ve koronavirüs hastalığı hızla bir pandemiye dönüştü.

Doğal olarak ilk odak noktası hastanede yatan, akut ve ağır hastaların tedavisiydi. COVID-19 hastalarının akut vakalarının ilk dalgasının atlatılmasıyla beraber buzdağının görünmeyen yüzünü gördük. İyileşen hastalard hastalığın neden olduğu kısa ve uzun vadeli etkileri farkettik. Bu etkilerin tedavisi için büyük bir emek gerekiyor. Bu durumda karşımıza rehabilitasyon bilimi çıkıyor. Hastalardaki kısa ve uzun dönem etkilerin silinmesinde fizyoterapistler kilit rol oynuyor.

Koronavirüs Sonrası Semptomlar

Hastalar internet ortamında yorgunluk, kas güçsüzlüğü, nefes darlığı ve yaşam kalitesinde düşüş gibi problemlerden bahsetse de konu hakkında şu ana kadar çok fazla bilimsel makale yayınlanmış değil. Bir çalışmaya göre COVID-19 geçirmiş ve iyileşmiş hastaların erken dönem değerlendirmesinde hastaların yarısında nefes darlığı ve yorgunluk, 4 de 1’inde göğüs ve eklem ağrısı görülmeye devam edilmiş.

Fizyoterapistlerin Koronavirüs atlatmış hastalarda olan rolü

Royal Dutch Society for Physiotherapy COVID-19 sonrası hastalardaki önerilerle ilgili olarak yayınladığı makalede “Fizyoterapist, günlük fiziksel işlevlerinde kısıtlamalar yaşayan COVID-19 hastalarının rehabilitasyonunda kilit bir rol oynayabilir” açıklaması yapıyor.

Hastaneden taburcu olduktan veya evde tedaviden sonraki ilk altı hafta  

COVID-19 sonrası fizyoterapiste başvurma

Hastaneden taburcu edilen hastalar genellikle günlük yaşam aktivitelerini kademeli olarak artırma tavsiyesi alırlar ve evde yapmaları için fonksiyonel fiziksel egzersizler verilir. 

Fizyoterapist tarafından COVID-19 sonrası hasta değerlendirmesi – ilk konsültasyon

Öneriler, hastaneden taburcu olduktan sonraki ilk 2 hafta içinde veya semptomlar azaldıktan sonra fizyoterapisle iletişime geçilmesini öngörmektedir. Bu ilk danışma, telefonla veya görüntülü görüşmeyle yapılabilir. Fizyoterapistin hastanın durumuna dair temel bilgiye sahip olamasını sağlayacaktır. Taburcu olduktan sonraki ilk altı hafta boyunca sevk edilen hastalar henüz bir egzersiz testi ve / veya işlev testi yapılmadığı için, terapist hastanın durumunu farklı bir şekilde belirlemelidir. Konumlandırma beyanı, WHO Uluslararası İşlevsellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflandırması (WHO-ICF) modelinin tüm alanlarının kullanımını öngörmektedir. Kullanılan klinik sonuç ölçütleri şunlardır:  

  • Hastaya Özgü İşlev Ölçeği (PSFS)
  • Fiziksel aktivite öncesinde, sırasında ve sonrasında oksijen satürasyonu ve kalp atış hızı frekansı
  • Fiziksel aktivite öncesinde, sırasında ve sonrasında, Nefes Darlığı ve Yorgunluk için Borg Ölçeği CR10

Ayrıca, bir hastanın yoğun bakım ünitesine kabul edilip edilmediğini ve bu hastalar genellikle çok düşük egzersiz toleransına sahip olduğundan, Yoğun Bakım Sonrası Sendromu (PICS) belirtileri gösterip göstermediğini hesaba katmak önemlidir. Diğer bir önemli faktör, muhtemelen etkilenen organlar dahil, COVID-19’dan önce veya COVID-19’dan edinilen komorbiditelerin varlığını kontrol etmektir. Fizyoterapist, diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarından ve hastadan elde edilen bilgilere dayanarak, hastanın özel ihtiyaçları ve rehberlik talebi ile birlikte fizyoterapi için bir endikasyon olup olmadığına karar verir. 

Fizyoterapi endikasyonu olan COVID-19 sonrası hasta

Fizyoterapi endikasyonu almış bu hastalar, azalmış fonksiyonel kapasite ve / veya düşük fiziksel aktivite seviyeleri yaşarlar. Fizyoterapist, günlük yaşam aktivitelerini ve fiziksel işleyişlerini kademeli olarak artırmak için onlara belirli egzersizler için rehberlik ve talimatlar sağlayacak ve yapılan ilerlemeyi izleyecektir. Tehlikeli desatürasyon ve aşırı yük riskini en aza indirmek için:  

  • Hastanın oksijen satürasyonu egzersiz veya fiziksel aktiviteler öncesinde, sırasında ve sonrasında ölçülmelidir (istirahat sırasında alt sınır% 90 ve egzersiz sırasında% 85 olmalıdır)
  • Hastalar sadece ev ortamında, frekans, yoğunluk, zaman / süre ve türle ilgili olarak belirlenmiş eğitim parametreleriyle fiziksel egzersizler yapmalıdır.  

YBÜ kaynaklı zayıflığı (YBÜ-AW) olabilecek ve PICS yaşayan hastalar için öneri, aşırı yük riski yüksek olduğu için onları (doktorları aracılığıyla) bir rehabilitasyon merkezine yönlendirmektir.  

Hastaneden taburcu olduktan veya evde tedaviden 6 hafta sonrası

COVID-19 sonrası hasta fiziksel fonksiyon takibi

Bazı hastanelerde, hastalar taburcu olduktan altı hafta sonra bir tıp uzmanına (örneğin göğüs hastalıkları uzmanı, dahiliye, kardiyolog…) gideceklerdir. Ek akciğer ve kalp fonksiyon değerlendirmesine ve egzersiz testine tabi tutulacaklar. Test sonuçları, mevcut fiziksel işlevi belirleyecektir. 
Bilgiler, fizyoterapistin daha spesifik egzersizler yazmasına ve hastaları ihtiyaçlarına ve hedeflerine göre yönlendirmesine yardımcı olacaktır. Tedavi hedefleri, günlük yaşam aktivitelerini daha da iyileştirmeyi, fiziksel aktivite seviyelerini ve / veya egzersiz kapasitesini artırmayı, örneğin kas gücü ve egzersiz toleransı hedefleyebilir. Mevcut ve yeni veya ayarlanmış tedavi hedeflerini değerlendirmek için aşağıdaki klinik sonuç ölçütlerinin kullanılması önerilir:

  • Hastaya Özgü İşlev Ölçeği (PSFS)
  • Kısa Fiziksel Performans Pili (SPPB)
  • Kavrama gücü (varsa elde tutulan bir dinamometre ile). 
  • Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında oksijen satürasyonu (SpO2) ve kalp atış hızı frekansı (HR) ölçümü. 
  • Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında Nefes Darlığı ve Yorgunluk için Borg Scale CR10. 
  • Fiziksel aktivite seviyelerini değerlendirmek için pedometre / ivmeölçer. 
  • Egzersiz kapasitesini değerlendirmek için Altı Dakika Yürüme Testi (6MWT).

COVID-19 sonrası hasta fizyoterapiyi hedefliyor

Fizyoterapinin amacı, hastanın fiziksel aktivitesini daha da artırmasını ve egzersiz kapasitesini geliştirmesini sağlamaktır. Kronik akciğer hastalığı olan hastalarda kullanılanlar gibi eğitim ilkelerinin COVID-19 sonrası hastalarda uygulanabileceğini varsaymak makul görünmektedir. Test sonuçları ciddi bir kısıtlama veya risk göstermediğinde, eğitim sıklığı, yoğunluğu, süresi / süresi ve egzersiz türü kademeli olarak artırılabilir. 

Tehlikeli desatürasyon ve aşırı yük riskini en aza indirmek için, oksijen satürasyonu egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında ölçülmelidir. Hastalar, egzersiz yoğunluğunun arttığı ilk 2 hafta içinde fiziksel aktivite ve egzersiz sırasında herhangi bir desatürasyon belirtisi göstermezse, yoğun SpO2 izleminden daha fazla endike değildir. Egzersiz reçetesi, formüle edilmiş tedavi hedeflerine odaklanmalı, hastanın mevcut fiziksel işlevlerine ve aktivite düzeylerine dayanmalıdır.  

Fizyoterapi alanında belirlenen sınırlamalar çözülemediğinde, hastanın diğer sağlık bakım disiplinlerine sevk edilmesi gerekebilir; bu durumda fizyoterapistin bir sinyal verme işlevi vardır ve her zaman hastanın GP’si ile yakın temas halinde olur. 

Sonuç

Pek çok soru hala cevaplanmamış olsa da, zaman ve deneyim, fizyoterapi alanındaki COVID-19 sonrası hastanın özel ihtiyaçlarını belirlememize yardımcı olacaktır. Royal Dutch Society for Physiotherapy’nin durum açıklaması kesinlikle iyi bir başlangıç ​​noktasıdır. Yerel ve uluslararası fizyoterapi topluluklarınızdaki deneyimleri paylaşmanın önemi, COVID-19 sonrası hasta için yeni anlayışlar ve kişiye özel tedaviler bulmanıza yardımcı olacaktır. 

Kırık ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Kırık kemiğin anatomik bütünlüğünün ve devamlılığın bozulma halidir. Genç insanlarda genelde düşme, kaza gibi travmalara bağlı durumlarda ortaya çıkar. Yaşlı insanlarda ise kemik erimesi durumundan kaynaklı kırıklar meydana gelebilir. Genç hastalarda kırık durumu çok fazla ciddiyet göstermezken yaşlı hastalarda kırıklar, hayatidir. Yaşlı hastanın kırık tedavisi yapılmazsa çok basit bir kalça kırığı hastanın hayatına sebep olabilir. Kırıklar çok çeşitli sınıflara ayrılmıştır. En önemlileri patalojik kırıklar, yorgunluk (fatique) kırıkları ve travmatik kırıklardır. Ağrı, morarma, ödem, renksiz cilt, kas spazmı, şekil bozukluğu ve hareketlerin kısıtlanması gibi belirtileri vardır. Kırığı oluşturan dış veya iç kuvvet sadece kemiği kırmayıp, beraberinde bazı olumsuzlukları da getirir.

Etrafındaki deri, damar, sinir, ligamentler, tendonlar, kaslarda yaralanma ve/veya sıkışma görülebilir. Kırık bölgede; nabız alamama, solukluk, soğukluk ve hassasiyet oluşabilir. Parçalı kırıklarda kanama sebebi ile şok yaşanabilir. Açık kırıklarda enfeksiyon oluşabilir. Cerrahi tedaviden yahut alçı tedavisinden sonra, kırık bölgenin hareketsiz kalması kırığın iyileşmesi için gereklidir. Kaynamanın oluşması için gereken bu hareketsizlik süresi birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabilir. Dolayısıyla hareketsiz kalan kemik ve kas dokusu, kullanmamaya bağlı olarak zayıflar. Yumuşak dokular ilk haftadan sonra esnekliğini kaybetmeye başlar ve birkaç hafta içinde eklemlerde de hareket kısıtlılığı başlar.

Önkolda  dirsek ile el bileğii arasında bulunan, radius ve ulna kemikleri ile üst tarafında humerus adlı kol kemiği ve aşağı tarafta 8 adet küçük kemikten oluşan el ve el bileği kemikleri vardır. Radius ve ulnanın alt uç kırıkları en sık görülen kırık şeklidir. Cerrahi müdahale kırığın yeri, parçalanma durumu, yer değiştirme, açılanma, kırığın açık yahut kapalı oluşuna ve kaç kemikte kırık olup olmadığına bağlıdır. Sporcularda ve yaşlılarda travmalara bağlı oluşur.  


Kırık Sonrası Fizik Tedavi

Travma sonrası oluşan bir kırık, kimi zaman alçıya alınır, kimi zaman da eğer parçalı kırık ise önce vidalarla stabilize edilir ve sonra atele alınır. Alçı çıkarıldıktan sonra rehabilitasyon süreci başlar. Sporcularda bir süre splint kullanılması faydalıdır. İyileşme süreci kırığın tipine, hastanın yaşına ve beslenmesine ve fizik tedavi sürecine bağlıdır. Alçı sonrası çevre kaslar zayıfladığı için, bu kaslar güçlendirilmeli ve eklem kısıtlıkları mobilize edilerek açılmalıdır. Mobilizasyonun en çok tercih edilme sebebi ağrısız oluşu ve hızlı sonuç vermesidir. Elektroterapi uygulamalarıyla ağrı azaltılabilir. Zayıflamış kaslar elektrik uyarılarıyla pasif olarak güçlendirilir. Hücre yenilenmesini kolaylaştırır ve kan dolaşımını arttırıcı etkisi vardır. İyileşme sürecinde zayıf kasları kuvvetlendirme ile beraber, eklemin doğru hareket paterninde çalıştırmak için de kinezyolojik bantlama teknikleri de kullanılabilir. Bantlama, hareketler sırasında zayıf kaslara aşırı yük binmesini engeller ve koruyucu bir görev görür.

Özellikle diz kapağı kırığı, fibula kırığı, bilek kırığı ve talus kırığında fizik tedavi ve rehabilitasyon güç kaybının geri döndürülmesinde etkin rol oynar.

Yatak Yarası ve Bası Yarası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yatak yarasının oluşma sebebi, kişinin tek bir pozisyonda uzun bir süre geçirmek zorunda kalmasıdır. Felç, inme, omurilik yaralanmaları, ALS, yaşlılık, koma gibi bir çok durumda sabit pozisyonda uzun süreli yatış yatak yaralarının oluşumuna sebep olmaktadır.

Yatak yarası tabiri daha çok halk arasında kullanılır; bası yarası, basınç ülseri, dekübit ülseri olarak da bilinmektedir. Vücudun herhangi bir bölümünü etkileyebilir. Sürtünme veya baskı yatak yaralarının oluşumuna sebep olabilir. Dirsekler, dizler, topuklar, kuyruk sokumu ve ayak bileği çevresindeki kemik bölgeleri daha hassastır.

Bası yaraları tedavi edilebilen rahatsızlıklardır ancak tedavi çok gecikirse ölümcül komplikasyonlara dahi yol açabilme potansiyeline sahiptirler. ABD’de yoğun bakım servislerindeki yatak yarası yoğunluğunun %17 – 21 arasında olduğu hesaplanmıştır. Bu oran maalesef ki Türkiye’de daha yüksektir.

Yatak yaraları hakkında bilinmesi gereken 5 gerçek

• Hareket etmekte zorlanan bireyler etkilenir.

• Kemik çıkıntılı kısımlar daha yüksek baskıya maruz kaldıkları için daha risklidir.

• Evre evre gelişir. Erken evrede teşhiş tedaviyi kolaylaştırır. Komplikasyon riski azalır.

• Hastaların pozisyonlanması, yatma yönlerinin sık sık değiştirilmesi yatak yaralarını engellemenin en önemli yoludur.

yatak yarası
Yatak yarasını derinliğine göre 4 evrede inceleyen bir görsel.

Yatak yaraları 4 evre olarak değerlendirilebilir:

• Cilt kırmızı görünür ve temasta o bölge sıcak hissedilir. Kaşıntılı olabilir.

• Ağrılı açık bir yara ya da etrafında renksiz bir deri ile bir blister olabilir.

• Derini  altında doku hasarı nedeniyle kraterimsi çukur bir görüntü oluşur.

• Deride ve dokuda ciddi hasar görünür. Enfeksiyon beraberinde olabilir. Kaslar, kemikler ve tendonlar dışardan gözlemlenebilir.

• Yara enfekte haldedir. Alttaki dokular görünür. Enfeksiyon tüm vücuda yayılmıştır.

Yatak Yaralarının Tedavisi Nasıl Olur? Yatak Yaralarına Ne İyi Gelir?

Yara iyileşmesine dair önemli bir bilgi vermek gerekirse, açık bir yaranın büyük bir hızla iyileşemeyeceği gerçeğidir. İyileşme gerçekleştiğinde bile yatak yarasının verdiği hasar nedeniyle doku yükseklik farkları oluşabilir. İleri evre yaralara ameliyat ile müdahale etmek gerekebilir. Düşük evrede tespit edilen bası ülserleri doğru tedavi uygulmasıyla birkaç hafta içinde iyileşir.

Yatak Yarası Tedavisinin Aşamaları

Basıncın kaldırılması ve pozisyonlama: Aynı bölgeye olan sürekli bası zaten ana etkendir. Sabit duruş dolaşımı bozuyor, terleme ve nem ile birleştiğinde cildi kolay yara açılır bir hale getiriyor. Hastaya sıklıkla pozisyon değiştirilir. Köpük ped ve yastıklar yardımıyla yaranının üzerindeki basınç kaldırılır.

Yaranın temizlenmesi: Küçük yaralar yumuşak müdahaleler ile sabun ve su aracılığı ile temizlenebilir. Açık yaralar her sargı değişiminde solüsyon ile temizlenmelidir.

İdrar ve dışkı kontrolünün sağlanması: Yaranın hijyeninin sağlanması açısından elzemdir. İdrar ve dışkı teması ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Ölü dokunun çıkartılması: İltahaplanmış ve ölü dokunun debritmanı yapılır.

Pansuman: yaranın korunması ve iyileşmenin hızlanması için uygulanır. Ölü dokuları çözer, enfeksiyona karşı koruyucu rol üslenir.

Antibiyotik kullanımı: Yaraya krem yoluyla uygulanabilir aynı zamanda gereksinimde ağız yoluyla da antibiyotik kullanımı gerekebilir.

Erken dönem basit yaralar evde dahi tedavi edilebilirken nispeten şiddetli yaralar için mutlaka bir sağlık profesyöneli ile tedavi edilmelidir.

Fizik Tedavi ve Fizyoterapist Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Fizik Tedavi ve Fizyoterapist Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Fizik tedavi ve fizyoterapist hakkında doğru bilinen yanlışlar hastalarımızı bilinçlendirmek amacıyla bu yazımızda  belirtmeye çalışacağız. Bu yazımızda fizik tedavi ve rehabilitasyon hakkında yanlış bilinenlere, ön yargılara değineceğiz, size doğru bilgileri birinci ağızdan sunmaya çalışacağız.

1. Yanlış: Fizik tedavi masajdır.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon biliminde litaratüre geçmiş 20.000’den fazla teknik vardır. “Tıbbi masaj” bunlardan sadece biridir. Manupilasyon, mobilizasyon, traksiyon gibi teknikler masaj değildir. Biyomekanik düzeltme amacıyla yapılan ciddi anatomik bilgi, deneyim ve eğitim gerektiren tekniklerdir. Yapılan uygulamalarda yapılan her tutuşun, pozisyonun manevranın anlamı vardır. Eğitimli ellerden çıkmayan tedavliler hastaya kalıcı zararlar verebilir.

2. Yanlış: Fizik tedavi elektriktir.

Aletler ve Cihazlar sayfamızda bahsettiğimiz nöromusküler elektrik stimülasyonu ve transkuteneal elektriksel sinir stimülasyonu cihazlarını tedavide sıkça kullansak bile, bu tedavi yöntemlerinden sadece biridir.Halk arasında “elektrik bağlanması” olarak ifade edilen bir uygulamadan ibaret değildir. Etkin ve bilimseldir. Bu cihazlarda yüzlerce çeşit akım türü bulunmaktadır. Elektroterapi doğru uygulandığında, fizyoterapistin işini kolaylaştırmakta ve hastaya ciddi katkılar sağlamaktadır. Maharetin cihazda değil, doğru tercihi yapan fizyoterapistte olduğu unutulmamalıdır.

3. Yanlış: Fizik tedavi büyük ve pahalı makinelerle yapılırsa çok faydalı olur.

Robotik yürüme, traksiyon vb. bir çok cihazı çeşitli hastalıklarda kullanabilmekteyiz. Ama literatür bilgilerine bakıldığında hemen hemen tüm hastalıklarda birincil tedavi fizyoterapistlerin manuel uygulamaları ve egzersizdir. Bu büyük ve pahalı makineler tedavinin bir parçasıdır, aslı değildir.

4.Yanlış:Fizik Tedaviye gittim ama fayda görmedim?

Fizik tedavinin hastalıkların önlenmesinde ve karşılaşılan problemlerin etkilerinin azaltılmasında yararlı olduğu artık kaçınılmaz bir gerçektir. Eğer alınan tedaviden fayda sağlanamadıysa ya uygulanan tedavi eksik veya yanlış ya da sonuçlarının ortaya çıkması için belli bir süre geçmesi gerektiği içindir. Genelleme yapılarak fizik tedaviden fayda görmedim demek gerçekçi bir bakış açısı sağlamadığı gibi bireylerin tedaviye olan inancını da azaltmaktadır.

Protez Ameliyatı Sonrası Evde Fizik Tedavi

Protez ameliyatı sonrası evde fizik tedavi ile cerrahinin getirdiği dezavantajlardan kurtulabilirsiniz. Kireçlenme (osteoartrit), eklemdeki kıkırdak yapısının bozulmasına neden olan bir hastalıktır. Kıkırdak ve kemik yapıdaki bozulmalar sonucu kemikte şekil bozuklukları meydana gelir. İlerleyen süreç fizik tedavi ile kontrol altına alınmayacak olursa protez ameliyatına götürebilmektedir.

Protez Ameliyatı Sonrası Evde Fizik Tedavi

Kireçlenme yavaş seyirli bir hastalıktır. Ani olarak ortaya çıkmaz. Hasta eklemlerde kısıtlılık ve ağrıya sebep olur.

Kireçlenme daha çok yaşlı insanlarda görülür. 40 yaşından önce çıkma ihtimali düşüktür. 60 yaş civarı hastaların yaklaşık yarısında kireçlenme mevcuttur. Kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görlür.

Kireçlenme doğuştan gelen sebepler ya da daha sonra travma gibi eklem yapısında bozulmalara sebep olan yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini bozarak hastalık gelişme riskini artırmaktadır. Aşırı kilo, eklemlere binen yükü arttırdığı için kireçlenmeye olumsuz yönde etki etmektedir. Bazı ailelerde daha fazla görülürken bazı ailelerde daha az görülmektedir. Bu da ailevi yatkınlıktan kaynaklanmaktadır. Kireçlenme, başta diz ve kalça olmak üzere omuz , el parmakları, ayak parmakları omurga gibi eklemleri de tutmaktadır.

Kireçlenme Sonrası Protez Ameliyatı

Protez ameliyatı bozulmuş, çalışmayan eklem yüzlerinin protez ile değiştirilmesidir. Vücuttaki birçok ekleme bozulduğunda protez ameliyatı yapılabilir. Ameliyat sonrası hastalar ağrısız, eklem hareket açıklıkları normal olan ve fonksiyonel bir ekleme kavuşması hedeflenir.

En sık ameliyat yapılan eklemler diz ve kalça eklemleridir. Bunun dışında omuz, el ve ayak eklemlerine protezler yerleştirilebilir. Özellikle diz ve kalça eklemlerinde kireçlenme olan hastaların bir çoğunda kilo problemi de vardır.

Protez Ameliyatı Sonrası Evde Fizik Tedavi

Ameliyat sonrası fizik tedavi 2. Günden itibaren başlaması gerekir. Fizyoterapist  sizi değerlendirdikten sonra yatak içi egzersizlere fizyoterapist eşliğinde başlanır. Hastaneden taburcu olduktan sonra yatak içi kuvvetlendirme egzersizlerine geçilir. Gerek klinikte gerek ev ortamında fizik tedavi uygulamaları fizyoterapist eşliğinde yapılmalıdır.

Dikişler alındıktan sonra fizyoterapist operasyonu yapan ortopedistle de konsülte şekilde tedavilere devam eder. Bu süreçte Fizik tedaviniz genellikle haftada 3 gün olmak üzere 3. ayın sonuna kadar devam edecektir. Fizik tedavi operasyon gibi deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır. Sonuç olarak kaliteli fizik tedavi tamamlayıcı en etkili faktörlerden biridir. Normal eklem hareket açıklığı kazanılması, yeterli kas kuvvetinin kazanılması hedeflenir.

Kalça protezi ve diz protezi ameliyatlarından sonra fizik tedavi uygulamaları klinikte yapılabileceği gibi ev ortamında da uzman fizyoterapistler eşliğinde yapılabilir. Gerekli fizik tedavi modaliteleri ev ortamında fizyoterapist tarafından temin edilmektedir.